Bizim Türkülerimiz

Benim ülkemin folkloru kadar, müzik çeşidi kadar zengin bir başka ülke olabileceğini düşünemiyorum. Hangi ülkenin sanat müziği, halk müziği var. Türkülerimiz araştırdım merakımı gidermek için, ama şaştım kaldım. Niye derseniz benim müzik bilgim şarkı ve türkülerin ilk birkaç mısrasını söylemekten ibarettir. Yani müzik bilgim çok alt düzeydedir. Türkülerimizdeki duygular o kadar has ve derindir ki insanlar kendisini içinde buluverir. Hep merak etmişimdir türkülerimizi yıllarca bu günlere getiren güç nedir diye?
Türkülerimizde geçen her unsuru, her güzel sözü, deyimi, sembolü “ Anadolu “ dediğimiz türkü deposunda bulmak kolaydır. Ahu gözler, selvi boylu al yazmalılar, burçak tarlaları, dumanlı dağlar, mor salkımlı üzümler, alageyikler, telli turnalar, sürmeli gözler, deli rüzgârlar, çeşm-i siyahlar, Gesi bağları, kara trenler, Kızılırmaklar, Fırat’lar, Munzurlar Anadolu değil de nedir?
Bizim türkülerimiz nefreti, sevgiyi, korkuyu, kıskançlığı, meydan okumayı, acıma hissini, ayrılığı, özlemi, gelenek ve göreneklerini, hasreti ve özellikle aşkı dile getirmiştir. Türkülerimizin farklılığı bu duygularda gizlidir. Halkımız hangi dönemde hangi duyguyu yaşadıysa onu türkülere, ağıtlara dökmüştür. Kente hatta yabancı ülkelere göç edenler hasretimi özlemini türkülere dökerek bugünlere getirmişlerdir.
Örnek mi işte binlercesinden birkaç tanesi;
Yoksulu sırtından doyan doyana,
Bunu gören yürek nasıl dayana ?
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana,
Bilmem söylesem mi söylemesem mi ?
Diyerek Aşık Mahzuni Şerif usta gibi öfkesini,

Havadaki turnalardan
Su içtiğin kurnalardan
Giyindiğin urbalardan
Sakınırım kıskanırım
Diyerek Neşet Ertaş usta gibi kıskançlığını,

Benden selam olsun Bolu Beyi’ne,
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır.
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir.
Diyerek Köroğlu gibi meydan okumasını ,

Siyah perçemlerin , gonca yüzlerin,
Garip bülbül gibi zar eğler beni.
Hilal ebrulerin , ahu gözlerin,
Tıg-i sevda ile yareler beni.
Diyerek korkusunu ,

Sarı saçlarını deli gönlüme
Bağlamışım çözülmüyor mihriban
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor mihriban
Diyerek ayrılığı

Al Fadime’m bal Fadime’m
Yanakların gül Fadime’m
Uyan uyan sabah oldu
Namazını kıl Fadime’m
Diyerek gelenek ve görenekleri ,
Yeşil başlı gövel ördek
Uçar gider göle karşı
Eğircesin tel tel olmuş
Uçar gider yare karşı
Diyerek ayrılığı ,

****
Telli turnam selam götür
Sevdiğimin diyarına
Üzülmesin ağlamasın
Belki gelirim yanına Cananıma
Diyerek hasretini dile getirmişlerdir.
Hele bir de güzel Manisa Gördes türküsü var ki etkilenmemek mümkün değil dinleyince;
Odam Kireç Tutmuyor
Biraz Kum Katmayınca

****
Sevda Baştan Gitmiyor
Sarılıp Yatmayınca
Türkü tadında, Mayıs tadında baharlar sizlerle olsun…