Hoş Geldiniz

Necdet Evliyagil * Sevgiliye

Sen olmasan da yapraklar
Rüzgârın peşi sıra gidecek.
Sen gülmesen de bahar
Sevincini, renkli bahçelere götürecek..
Rüzgâr esecek;
Deniz ve gök
Maviliğini sürdürecek;
Sen olmasan da kalbimdeki
Ses, gene uzaklara;
Hem de çok uzaklara gidecek.

Seni Seviyorum Gülüm…

Yaşadıkça…
Sevmenin sevilmenin ne demek olduğunu öğreniyorum

Seni bekledikçe…
Özlemin yoğunluğunu, sensizliğin hüznünü hissediyorum

Seni tanıdıkça…
Sensiz geçen günlerime isyan ediyorum

Seni düşündükçe…
Mutlu bir gülümseme oluşuyor dudaklarımda, Aşk…

Aşığım güzel gözlerine
Aşığım tatlı sözlerine

Kendimi sende buldum alınganlığım ondan

Güle sormuşlar: Neden dikenlisin?
Şu cevabı vermiş:
Beni yalandan değil, gerçekten sevenler tutabilsin diye..

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.

Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Her hangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya. Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı sevdim seni.
Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim. Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da. Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.. Her şeye rağmen sevdim seni. 
Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kul ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin… Sevdim ve hayrandım da. Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim.
Sesini de sevdim suskunluğunu da.. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiç bir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı. Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin..

Erkeğin Bayanlarla Tarihsel Tanışması

Yıl: 1967

‘Karşıma aniden çıkınca ziyadesiyle şaşakaldım ve çok mütehassis oldum…

Nasil bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim.

Buna mukâbil az bir müddet sonra kendimi toparlar gibi oldum.

Cemalinde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı…

Üstümü başımı toparladım, kendimden emin bir sesle ‘Akşam-i şerifleriniz
hayrolsun’ dedim..’

Yıl: 1977

‘Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım ve hislendim..

Ne yapacağıma karar veremedim. heyecandan ayaklarım titredi.

Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir
gülümseme vardi.. Üstüme çeki düzen verdim. kendimden emin bir sesle ‘iyi
akşamlar’ dedim..’

Yıl: 1987

‘Karşıma aniden çıkınca fevkalâde şaşırdım ve duygulandım.. .

Nitekim ne yapacağıma hüküm veremedim, heyecandan ayaklarım ti tredi.

Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum.

Nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen
verdim, kendimden emin bir sesle ‘Hayırlı akşamlar’ dedim..’

Yıl: 1997

‘Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım ve duygulandım…

Fena halde kal geldi yani.. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana
bakıyor, bu iş tamamdır dedim… Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik
bir sesle ‘selam’ dedim..’

Yıl: 2007

‘Abi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yani ve duygu durumum
kabardı…

Oğlum bu is bizi kasar dedim, fena göçeriz dedim, enjoy durumları yani…

Ama concon muyum ki ben, baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu
manita senin… ‘Hav ar yu yavrum?”